Elektrikli araçlarda batarya soğutma teknolojileri hızla gelişirken, İngiltere merkezli Hydrohertz sektörde önemli bir adım attı. Şirketin yeni duyurduğu Dectravalve sistemi, bataryayı tek bir bütün yerine bağımsız sıcaklık bölgelerine ayırarak her hücrenin ayrı ayrı yönetilmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, özellikle yüksek güçlü hızlı şarj sırasında ortaya çıkan dengesiz ısı dağılımını neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor.
Geleneksel sistemlerde bataryanın altına veya üstüne yerleştirilen soğutma plakaları tüm hücreleri tek devre üzerinden kontrol etmeye çalışıyor. Bu yöntem belirli bir noktaya kadar etkili olsa da yüksek performanslı elektrikli araçlarda doğal sınırlarına hızla ulaşıyor. Örneğin Porsche mühendisleri, Cayenne’in bataryasında sürücü ve yolcu tarafında oluşan sıcaklık farklarını azaltmak için oldukça karmaşık iç soğutma kanalları geliştirmek zorunda kalmıştı.
Hydrohertz’in Dectravalve sistemi ise bu sorunu kökten çözerek batarya paketini çok bölgeli bir yapıya dönüştürüyor. Her bölge kendi döngüsünde çalıştığı için ısınmış soğutma sıvısının diğer hücrelere yayılması engelleniyor ve tüm paket çok daha dengeli bir sıcaklık profiline kavuşuyor.
Paketteki sıcaklık farkı yalnızca 2,6°C olarak ölçüldü. Karşılaştırmak gerekirse, bugün tipik elektrikli araç bataryalarında bu fark 10–12°C aralığına kadar çıkıyor. Hydropack’in verilerine göre mevcut araçlarda hızlı şarj sırasında hücre sıcaklığı 56°C seviyelerine ulaşabiliyor. 50°C’nin üzeri kritik kabul edildiği için bu durum hem şarj hızının düşmesine hem de batarya sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Dectravalve ise bu eşiğe yaklaşmadan tüm hücreleri güvenli aralıkta tuttuğu için şarj kesintiye uğramadan en yüksek hızda devam edebiliyor.
Hücrelerin daha düşük sıcaklıklarda çalışması batarya ömrünü uzatırken güvenliği de artırıyor. Üstelik sistem hücre kimyasından bağımsız çalıştığı için gelecekteki yeni batarya teknolojileriyle de uyumlu olacak gibi görünüyor.
Geleneksel sistemlerde bataryanın altına veya üstüne yerleştirilen soğutma plakaları tüm hücreleri tek devre üzerinden kontrol etmeye çalışıyor. Bu yöntem belirli bir noktaya kadar etkili olsa da yüksek performanslı elektrikli araçlarda doğal sınırlarına hızla ulaşıyor. Örneğin Porsche mühendisleri, Cayenne’in bataryasında sürücü ve yolcu tarafında oluşan sıcaklık farklarını azaltmak için oldukça karmaşık iç soğutma kanalları geliştirmek zorunda kalmıştı.
Hydrohertz’in Dectravalve sistemi ise bu sorunu kökten çözerek batarya paketini çok bölgeli bir yapıya dönüştürüyor. Her bölge kendi döngüsünde çalıştığı için ısınmış soğutma sıvısının diğer hücrelere yayılması engelleniyor ve tüm paket çok daha dengeli bir sıcaklık profiline kavuşuyor.
44,5°C sınırını aşmadan 350 kW hızlı şarj
Warwick Manufacturing Group (WMG) tarafından yapılan bağımsız hızlı şarj testlerinde 100 kWh LFP batarya paketi 350 kW güçte şarj edildi. Test sonuçları oldukça dikkat çekiciydi: En sıcak hücre 44,5°C’nin üzerine hiç çıkmadı. 10’dan %80 doluma ulaşma süresi ise yaklaşık 10 dakika olarak raporlandı.Paketteki sıcaklık farkı yalnızca 2,6°C olarak ölçüldü. Karşılaştırmak gerekirse, bugün tipik elektrikli araç bataryalarında bu fark 10–12°C aralığına kadar çıkıyor. Hydropack’in verilerine göre mevcut araçlarda hızlı şarj sırasında hücre sıcaklığı 56°C seviyelerine ulaşabiliyor. 50°C’nin üzeri kritik kabul edildiği için bu durum hem şarj hızının düşmesine hem de batarya sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açıyor. Dectravalve ise bu eşiğe yaklaşmadan tüm hücreleri güvenli aralıkta tuttuğu için şarj kesintiye uğramadan en yüksek hızda devam edebiliyor.
Gerçek kullanımda %10’a kadar menzil artışı
Sistem yalnızca hızlı şarjı iyileştirmekle kalmıyor, sürüş sırasında da bataryanın ideal sıcaklıkta kalmasına yardımcı oluyor. Hydrohertz’in hesaplamalarına göre bu verimlilik artışı günlük kullanımda %10’a kadar ekstra menzil sağlayabiliyor. Orta sınıf bir elektrikli araçta bu yaklaşık 48–64 kilometre ek menzil anlamına geliyor.Hücrelerin daha düşük sıcaklıklarda çalışması batarya ömrünü uzatırken güvenliği de artırıyor. Üstelik sistem hücre kimyasından bağımsız çalıştığı için gelecekteki yeni batarya teknolojileriyle de uyumlu olacak gibi görünüyor.